Apartmanımızda giriş katta oturan bir Selim bey var. Kimseyle fazla konuşmaz, sessizce işine gider gelir, eşi ve harika bir kızı var.
Harika dedim çünkü, kızım gibi gördüğüm bu evladım hem terbiyeli hem zeki hem de çalışkan. Her sene dereceyle sınıfını geçen Begüm ilerisi için ne düşünüyor bilmiyorum ama okumaya devam ederse bilim insanı olabilir.
Eşi de çalışkan, mütevazi bir hanım kardeşim. Evleri toplu konut inşaatında, bitmesini bekliyorlar.
Selim de benim gibi Trabzonsporlu, kuyumcu ustası, hanımların içinin gittiği bilezikleri, kolyeleri el ustalığı ile yapıyor.
Selim Mahallelileri Nasıl Dövüyor?
Selim’in herkesçe fark edilen özelliği, sabah akşam, işe gitmeden ve işten geldikten sonra, elinde süpürgesiyle önce apartmanımızın önünü, sonra yan apartmanların, sokağın üstünde biriken çöpleri ve pislikleri temizlemesi.
Ben de temizlik ve tertiplilik hastasıyım. Çocuklarımı da bu yönde yetiştirdim, sokağa çöp atmaz, pikniğe gittiğimizde çöplerimizi poşetlere doldurur, yolumuz üstünde gördüğümüz çöp tenekesine bırakırız.
Yaz ve kış denize girdiğim Salacak sahilinde kayaların üstünü, çimenlerin arkasına atılan şişeleri poşetleri temizlerim; arabamda sürekli büyük boy çöp poşetleri bulundururum.
Tek kusurum sigaramın izmaritini cebime koyamadığım için yere atarım.
İşte bu noktada da Selim’den utanırım.
Selim sokağımızı itina ile temizlerken hiç başını yukarı kaldırmaz, gelen geçenle ilgilenmez.
Ama muhtemelen içinden diyordur ki “Utanmaz eşşekler neden yere atıyorsunuz, evinizde de yerleri pisletiyor musunuz ayılar”.
Evet, işte bu duruşuyla, hal ve hareketleriyle, azıcık beyni olan herkesi evire çevire dövüyor Selim.
İyi ki aramızda Selim gibi az sayıda olsa da, böyle güzel insanlar var.
Not: Haberin başlığındaki resim Selim’e değil, bana ait)).
İbrahim Tamer 13.03.2026
