Yasakçı zihniyetin paslı prangaları nesillerimizi nasıl bloke ettiğini teşhir etmek gerekiyor. Geçen haftaki yazıma devam ediyorum. Meselenin özünü sahneleyeceğim.
Sınıftan çıktım. Koridorda arkadaşlarımla karşılaştım. Biri bana; hani hocam yazılı yapacaktınız, dedi. Ben evet imtihan devam ediyor, yirmi dakika sonra kâğıtlar bana gelecek, dedim. Her halde bana inanmadılar. Gidip sınıfı yerinde kontrol etmişler. Kapı açıkmış, gördüklerine inanmamışlar. Dönüp bana geldiler. Öğretmen arkadaşlarımdan biri, hocam gördüğümüze inanamadık. Sınıfta çıt yok, sağa sola bakan yok, her kes canhiraşane yazıyordu. Biz bundan bir şey anlamadık, dedi.
O arada sınıf başkanı kâğıtları getirdi. Hocam kâğıtları istediğiniz gibi topladım deyince nasıl yani, dedim. Hocam hani, kalem koy, kâğıtları sür ileri, demiştiniz ya. Ben de öyle yaptım. Arkadaşlar kâğıtları üst üste koydular, ileri sürdüler, topladım getirdim, dedi Ben aferin haydi sen sınıfına git, dedim. Ben de peşinden gittim.
Sınıfa girdim, selam verdim. İlk olarak “ben kopya çekerim” diyen öğrenciye, kopya çektin mi? dedim. O da evet çektim, dedi. Aferin dedim. Sınıfta gülüşmeler oldu. Sınıfa, siz de haklısınız, dedim ve ekledim. Şimdi size açıklamamı yapacağım.
Tabii bunlara alışık değilsiniz. Ben soruları sordum, sınıfı terk ettim. Çünkü siz güvenilecek bir nesilsiniz. Sizde bu cevheri buldum. Yüzünüz ak olsun. Arkadaşınız, “ben kopya çekerim, dedi özgüvenini gösterdi. Sonra kopya çektim, dedi. Doğruyu söyledi. Böyle insanlar dikkate değerdir. Doğruyu söyleyen insan doğruya kolayca ‘aşina olur, adaptasyon sağlanır. Ben her iki sözüne de aferin diyerek mesaj verdim.
Çünkü “kötü, kötü ile temizlenmez.” Her zaman yapıcı olmak karşı tarafı onure eder. Bu da toplumda güven ortamı oluşturur. Güven ortamı kaynaşmaya vesile olur ve verimi artırır. Bütün bunlar kitleler arasında iyilik ve sevgi akışını kolaylaştırır, yayılmasını sağlar. Güveni canlandırır, muaveneti yayar, paylaşmayı sevdirir ve adaleti güçlendirir. Bunlar eğitim ile zihinlere yerleşir. İnsan bu değerleri sahiplenir.
İşte, siz böylesi gelişmelerin öncü namzedisiniz. Siz nefislerini aşacak kıvamda nesilsiniz. Rûhsuz ve nûrsuz değilsiniz. İyiliğin temsilci öncülerisiniz. Aslınız budur. Kopya çeken öğrencim ayağa kalktı. Hocam biz de bunu arıyorduk. Çok şükür size karşı saygısız davranmayı göze aldım. Fakat aradığımı buldum. Beni bağışlayın hocam, dedi ve bu gençler yıllarca benimle olan ilgiyi kesmediler devam ettirdiler.
Gerçekten eğitim ve öğretimde kusurlarla değil, meziyetlerle muamele etmek faziletlere dönüşür. Yaşadıkça buna şahid oldum. İmtihan sorularını sorup çıktığım sınıflarda vicdanın zirve yaptığını gördüm. Milletimizin ve masum evlatlarının asalet ve meziyetleri budur. Bu hiçbir kanunla ya da önlemle mukayese edilemez.
Ayrıca genç nesiller kendilerinde olan meziyetleri görenlere bigâne kalmazlar.
İstanbul İmam Hatip Lisesi olarak Cumhuriyet Bayramı programına katılacağız. Bir grup öğrenciyi aldım, bahçeye indirdim. Kısa bir konuşma yaptım. Siz okulumuzda öğrencisiniz. Fakat bugün siz Vatan Caddesinde imam hatiplisiniz. Törenin en canlı, en düzenli ve takdire şayan değerleri sizsiniz. Yürüyüş hakkında örnekler gösterdim.
Katılımcılar yerlerini aldılar. Biz de bize ayrılan yere yerleştik. Tören başladı. Sıra bize geldi, yetkili bize komut verdi. Ben haydi, yiğitlerim, dedim. Törenin başlama noktasından sonuna kadar bize alkışlar zirvede dalgalanarak devam ediyordu.
Demek ki bizim milletimizin ve gençliğimizin meziyetleri saymakla bitmez.
Aklı yeterli ve vicdanen dertli olan her kesin oturup ciddiyetle düşünmesi gerekir.
Evet, öğretim kendi ruhu ile hayat bulacaksa…!? Esselamu aleykum
İlhan ORAL 18.10.2026
Yorumlar