Bunca sene umreye gitmedim “Araplara para mı vereceğim” dedim.
Çok duydum, okudum, işittim “Araplar kötü davranıyor, polisleri hacılara vuruyor, hacıları kazıklıyor, sömürüyor”
Gördüğümü, yaşadığım gerçekleri yazmam gerekiyor.

Arap polisler hacılara su, yiyecek dağıtıyor yol boylarında.
Ellerindeki su dolu, çiçek sulamanın büyüğü fıskiyelerle, bunalan hacıların üzerine yağmur serpiyorlar.
Öğrendikleri Türkçe kelimelerle “hoş geldin, haccın makbul olsun” diyorlar güler yüzle.
Hacer’ül Esved taşının orada hacılara vurduklarını da görmedim. Kiii, 3,5 milyon insanı kontrol etmek kolay mı?
Birçok hacı söz dinlemiyor, kurallara uymamakta ısrar ediyor.
Şöyle düşünün, kırmızı ışıkta yola atlıyorsunuz, yeşil ışıkta geçen araba vuruyor.
Araba mı suçlu?
Dinen ifade edilmemiş ancak, toplum düzeni için konulmuş trafik ışığı gibi kurallar var. Toplumsal yaşamın ahengini sağlayan bu yasaklara uymak gerekiyor.
Arap karar almış, izdiham olmasın, rahat ibadet edilsin, diye.
İhramsız sokmuyor Kabe’nin bulunduğu alana.
Kendimizi uyanık sanan bizler sahte ihram giyip dalıyoruz hacıların arasına, zorlaştırıyoruz onların ibadet etmelerini.
İnsanları yara, yara hacer’ül esved’i öpmeye, Kabe’nin duvarına dokunmaya gitmeye çalışıyoruz.
Eziyet veriyoruz diğer hacılara.
İzdiham oluyor. Biri yere düşse, arkadan iterek gelen kalabalık ezecek, öldürecek hacıyı.
Polis müdahale ediyor tabii bu duruma.
Polis mi kötü? Hacıların üstüne yüklenen umursamaz, bencil biz hacılar mı yanlış yapıyoruz?

ESNAF, TAKSİCİ
Çalışanların hemen hepsi yabancı.
Bangladeş, Pakistan, Türkistan, Özbek, Mısırlı.
Çoğu, hacıya yapışıyor, rahatsız ediyor, fahiş fiyatla mal satmaya çalışıyor.
Arap nerede?
Arap ne zulüm yaptı biz hacılara?
Vakıflar kurmuşlar, hacılara su, yiyecek dağıtıyorlar yol boylarında Araplar. Otobüsler kiralamışlar, bedava Kabe’ye hacıları taşıtıyor Araplar.
Bir tek Arap hakkında bile kötü izlenimim yok.
Türk olduğumu söylediğimde gülümsüyor, “kardeşim” diyor.
Peki neden Türkiye’de bize Araplar kötülendi bunca sene?
Birkaç marjinal hadise mi nedeni? Yoksa, İslam düşmanı, dindar Müslüman düşmanı kişilerin, partilerin, ırkçıların uydurduğu kara propaganda mıydı bu?

DİYANET ve HOCALAR
Diyanet hacıları sömürüyor!
Hocalar bilgisiz, cahil, hacıyı umursamıyor!
Diyanet için söylenen bu söze bende inanmıştım.
Görmeden, yaşamadan, anya ile Konya’nın ne olduğunu anlayamıyor bazen insan.

Meğerse Araplar hakkında söylenen iftiralar, Diyanet İşleri için de sarf edilmiş.
İslam ve Müslüman düşmanı küçük azınlık, ellerinde tuttukları medyayı, siyasi oluşumlarını, yazarlarını yıkıcı, bozguncu faaliyet için kullandıkları gibi bu hususlarda da kafamızı bulandırmışlar.
Bu sene Arabistan’da 4. birinciliğini aldı organizasyon dalında Diyanet işlerimiz.
Diyanet bu sene iki ödül aldı. Biri organizasyon birinciliği; diğeri, “En iyi iletişim” ödülü.
Ufak tefek hataların dışında hemen her hizmet müthişti.
Arafat’ta 1 gün, sadece 1 gün kaldığımız halde koltuklu yatakları, devasa klimalarla çadırlarımızın havalandırılıp, soğutulması, beslenmemiz, hastanemiz, uzman doktorlarımız, Türkiye’den getirtilen aşçılarımızın yaptığı leziz yemekler, sık aralıklarla kaldırılan Diyanet’e ait otobüsler.
Daha neler, neler.
En ucuz tarifeden giden bizlere yapılan hizmetin maliyetini aldı mı Diyanet?
Hiç sanmıyorum.

Hocalar mevzuu ise göz yaşartıcı.
Her biri kültürlü, iyi eğitim almış, bilgili, insan psikolojisinden, hacıların ruhsal dengelerinden iyi anlayan kişiler.
Dini bazı bilgileri Mehmet Emin Göktepe, Uğur Saygu, İlker, Adil, Ali hocalarımdan öğrendim hac esnasında.
Hanım irşad hocamız Esma hanım da kadın hacılara yardımcı oldu.
Sabırla anlattılar defalarca nasıl yapmamız, ne söylememiz gerektiğini.
Hasta olanlarımızı, vazifesini yerine getiremeyenleri, tek tek götürdüler.
Hacı olmayan kalmasın diye onlar uykularından, dinlenme saatlerinden feragat ettiler.

Hacı oldum ve ne Diyanetten, ne hocalardan, ne de Araplardan bir menfaat beklentim yok.
Sadece, gerçekleri öğrenin ve bir avuç azınlık İslam düşmanlarının propaganda tuzağına kanmayın diye yazdım bu yazıyı.
Ricam, hacıların bu gerçekleri ailesine, akrabasına, komşusuna ve topluma anlatması. Kara propagandanın kırılması için herkese bunları söylemesi.
İbrahim Tamer 04.06.2026

4 yorum
Duygularımıza tercüman olmuşsunuz. Tebrik ediyorum
eyvallah İbrahim bey Yazınızı büyük bir keyifle okudum. Satırlarınız sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda insana düşünme ve hissetme imkânı da sunuyor. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Rabbim tesirinizi ve bereketinizi artırsın.
Teşekkürler ibrahim bey bizlerin hislerine tercüman oldunuz
“Hac vazifen mübarek olsun! O mübarek topraklarda edilen dualar ve tutulan dilekler kabul olsun, döndüğünde getirdiğin huzur evine bereket getirsin.”