Başlıktaki soru çok boyutlu ve çok karmaşıktır. Hem de toplumu kuşatmaktadır.
Allah insanlara teşvik, umut ve tehdid dolu mesajlar gönderiyor. Birçok mesaj arasında çok dikkat edilecek ayetlerden biri, çoğu insanı şaşırtmaktadır;
Biz insanlara birçok misaller anlatıp açıklıyoruz. Fakat o misalleri Âlimlerden başkası akıl edip anlamaz. (Ankebut:29/43) Bu ayetten önce âsi kavimler anlatılır. Bunlardan Lût, Ad ve Semûd kavimleridir. Bir de Firavun, Karun ve Haman üçlü çete anlatılır. Bunlardan başka diğer azgın kavimler de hatırlatılır.
Onlar korkunç cezalarla helâk edildiler; Biz onların her birini günâhı sebebiyle yakaladık. Kiminin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik, kimini korkunç gürültülü ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda gark ettik. Allah onlara zulüm etmedi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. (Ankebud:29/40)
Burada gördüğünüz gibi azgın zâlimler, hep kötü âkıbetlerle helâk olmuşlardır.
İşte bunlar OLMAZCILARIN en şirretli olanlarıdır. Bunlar, inkârcı, saldırgan, huysuz, mütecaviz zâlimlerdir. Hiçbir şeyde doğruluk kabul etmezler. Bunlar dinsizlik olan küfrü doğru gösterip kabul ettirmeye kalkışırlar. Onun için Hak tanımazlar.
Bunlar insanlık tarihinde hiç eksik olmamıştır. Bugün bizde bu zûlüm sistemini savunan temsilcileri doludizgin at oynatmaktırlar. Kendileri insanlık adına hiç verimli olamazlar. Çünkü yetersizdirler. Yapamayacak düzeyde cahil ve çıkarcıdırlar.
Türkiye’de bir siyasî parti cumhuriyeti kurmakla öğünüyor. Demokrasi denen ucube bir sistemi idhal etmekle gururlanıyor. Fakat milletimizi, tüm peygamberler sistemi olan İSLAM’ın ahkâmını yürürlükten kaldırdıklarını unutuyorlar. Müslüman milletin harflerini, yasakladıklarını, bununla beraber çok değerli kütüphanelerini âtıl bıraktıklarını, mabetlerini kapattıklarını, köklü medeniyetin paha biçilmez değerlerini talan ettiklerini unutuyorlar. Bunların liderleri birbirini aratmayacak durumdadırlar.
İşte bu olmazcılar ve bunlar hakkında en net ve en kesin açıklama Rabbimiz Allah Teâlâ tarafından gönderilen Kur’an beyanlarında açık seçik görülmektedir;
Ey Resûlüm de ki, Rabbim, (içinde beşer müdahalesi olmayan) kıst adâleti ile emretti. Her secde yerinde yüzünüzü kıbleye çevirin. Dinde Allah’a muhlisler olarak ibadet edin. İlkin sizi Onun yarattığı gibi, yine ona döneceksiniz. Allah bir kısmına hidâyet verdi, bir kısmına da dalalet hak oldu. Çünkü bunlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dostlar ve âmirler edindiler. Bunlar kendilerinin hidayette olduklarını sanarak iddia edeler. (A’raf:7/29, 30) Hele bir bakar mısınız kimlermiş o olmazcılar.
Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinenlerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Bütün izzet ve şeref yalnızca Allah’a aittir. (Nisa4.139 ) Bu ayeti kerimede “Allah, Resûlü ve Kur’an zikredilmektedir. Başka birçok ayeti kerimede onların durumları ağır ifadelerle ısrarla zikredilir. İşte bu ayet onun için önemlidir.
Çünkü ayet, psikolojik, sosyolojik, ideolojik ve ekonomik meseleleri de kapsar. Hatta yalnızca “mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinmek” büyük ve korkunç vebaldir. Ayni zamanda En’am suresi 159. Ayeti durumun ciddiyetini göstermesi önemlidir.
O ayette Cenabı Hak, müminleri ötekileşmenin korkunç tehlikesini belirtiyor. Tefrikaya düşen müslümanların Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bağlarının kalmadığı ve meteor taşları gibi sersemleşiyorlar. Müslümanların olmazcıları da teşhir edilmiş oluyor. Bu korkunç olmazcılıktan müslümanlar arınmaya yönelmelidirler.
Aksi takdirde her tarafı teröristler sarar, her yer cinayet alanına dönüşür.
Her yerde olmazcılar etkinliklerini sürdürürler. Esselamualeykum
İlhan Oral 09.11.2025