Hazreti Ömer zorluklar içinde geçen bir Ramazan ayında evindeki bütün yiyecekleri yoksullara dağıtmış, kendisine bir kuru ekmek bırakmış. Sirkeye batırıp bu ekmeği yemiş.
Bu hafta Camilerde Cuma hutbesinde bu anlatıldı.
Müslüman olduklarını söyleyen birileri bu Ramazan da pahalı, lüks, israf dolu masalarda, restorantlarda iftarlarını açacak, yakınlarına yada hava atma gereği duyduğu insanları iftara davet edecek.
Gariban emeklinin bir aylık maaşını tek seferde lüks işletmelere bırakacak.
Açlık sınırının dahi altında yaşamaya çalışan milyonlarca insanımız, dar gelirlimiz evine zaruri temel gıda maddelerini alamazken, yapılan bu israf Galatasaray’ın Osimen’e, Fenerbahçe’nin Sidiki Cherif’e, Beşiktaş’ın Orkun’a verdiği ve karşılığını alacaklarını düşünmediğimiz paralarına benzetiyorum.
Ülke ekonomik krizdeyken bazı kulüplerin milyon euroları yurt dışına saçtıkları gibi, bazı zenginler de “para bizim, sana ne” kafasıyla öyle rahat para harcıyorlar ki.
Dini eğitim almış, mütevazi yaşantısı olan bir aileden gelmiş zengin bir Müslümanın Ramazan sofralarını fakirlere açmak, tasadduk etmek, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek yerine, restorantlarda para saçmasını aklım almıyor, vicdanım kabul etmiyor.
Ramazan ayının zengin ile fakirin, zenginin fakire yardımları neticesi kaynaşması neticesini doğurduğu bir toplumsal kazanım olduğunu düşündüğümüzde; bu lüksün, israfın cirit attığı iftar sofraları tam bir tezat oluşturuyor.
Hazreti Ömer gibi Müslüman zenginler istiyorum. Hazreti Ebubekir gibi zenginleri özlüyorum.
Bir husus da, israile yardım eden bir içecek firmasının ürün reklamlarında Ramazan’ı kullanması ve iftar sofralarında çoğu restorantın o markanın ürünleriyle masaları donatması veee Müslümanım diyen birinin onları iftarda bile içmesi; onların içine düştükleri durumu düşününce beni hayretlere gark ediyor.
Ramazan Geldi, Zam Geldi
Dikkat buyurun Türkiye’de bazı gayri müslimlerin firmaları hristiyan bayramı noel’de, yılbaşında büyük indirimler yapıyor!
Ama bizim utanmaz, hayasız bir çok firmamız ve kişiler Ramazan geldiğinde özellikle gıda maddelerinde fahiş zamlar yapıyorlar.
Hükümet de bunların hemen hepsine göz yumuyor!
Et Balık Kurumu eliyle et fiyatlarını sabitleyen, haksız kazancı engelleyen hükümetin, diğer gıda maddelerinde de benzer önlemler alması gerekmez mi?
Devlet sadece alacağı vergiye bakmamalı! Babalık görevini yapıp, dar gelirli vatandaşlarının da, hırsız, haksız kazanç sağlayan kişi ve firmaların elinden kurtarmalı!
Ne olur Ramazan ayında biraz farklı hissedelim. Fakirlere destek olmanın mutluluğunu yaşayalım. Vermek, karşılık beklemeden vermek, Allah’ın kendimize nasip ettiği servetten, imkanlardan yine Allah’ın rızasını kazanmak için vermek bizi fakir yapmaz.
Özellikle, Zekatlarımızı verirken, verdiğimiz insanlara aldıkları için, paramızı kabul ettikleri için minnet içinde olalım, teşekkür edelim.
“Bu para benim değil, Allah bu paranın senin hakkın olduğunu söylüyor. Parayı kabul ettiğin için teşekkür ederim, beni yükten, borçtan kurtardın kardeşim” gibi sözler söyleyelim.
Güvenme servetine, gücüne, bir küçücük sinek bulaştırır hastalık, eder içine.
Bir hata edersin, borca batar, gidersin. Malını, servetini kaybeder, kuru bir dala dönersin, kapı kapı dolanır dilenirsin.
Şımarma ey geri zekalı kendini beğenmiş mahluk, bir zamanlar arkadaşımın yanında çalışan eleman yatıyor akşam, uyanıyor sabah ama hiç bir tarafı hareket edemiyor. Sebebini bulamadılar, 3 sene kadar yatmış yatakta hareketsiz, sonra bir anda düzelmiş.
Neyine güveniyorsun da gururlanıyorsun, sorumsuzca Allah’ın sana verdiklerini harcayıp, saçıyorsun.
Lakabım arkadaşlar arasında Tosun Paşa; gırgır şamata yaparım ama konuşmam boşa.
İbrahim Tamer 14.02.2026
