Haram, hemen hemen her insan üzerinde derin izler bırakır. Aşırı iştah verir. Hatta insanı tahrik eden cazibe merkezi halinde sürükleyici güç olur.
Harama tamah etmenin alt yapısı çok kaygandır ve aşırı sürükleyicidir. Cehalet, çıkarcılık ve kontrolsüz cesaret haramın muharrik gücü ve taşıyıcı motorlarıdır. Kontrolsüz olduğu için de hedefi belirsiz ve riski tehlikelidir. Sonu can yakıcıdır.
Haramın temelinde Cehalet, çıkarcılık ve kontrolsüz cesaret olduğu için uygulandığı alanlar kokuşmuş temel dayanaklarımızdır. Bu temel dayanaklarımız önce mevcut sistem devamında eğitim ve ailelerimizdir. Bunlar birbirlerine mütelsilen bağlıdırlar. Bugün özellikle yürürlükte olan sistem, insanın doğal olmasına engeldir.
Eğitim de sisteme göre yürütüldüğü için ideal insan yetiştiremedi. Yetiştiremez.
Aile şu anda kabul edilmez ağır bir trajedik haldedir. İşte bu haram ve helal tanımayan sistem böyle bir insan türü yetiştirebilir. Ehliyet ve liyakat kabul etmeyen bu tür insan da dirsekçi bürokrat ve bencil siyasetçilerin yönetimine razı olurlar.
Böyle bir sistemde bilgi, hak, adalet, insaf ve merhamete yer kalmaz. “Başlar ayak, ayaklar baş olur.” Dengeler değer kaybeder sistem, kötülükleri ifrazata başlar.
Özellikle devlet dairelerinde icraat makamlarında ki yetkililer hemen her kapıyı açan mekanizmaya yapışırlar. İşleri kolaylaştıran ve taraflara çıkar sağlayan yaygın bir kazanç kaynağı olan kazanç kaynağına bel bağlarlar. “Kolaylık vergisi” olarak da denilen rüşvetle zengin olma hayaline kapılırlar. İnsanların arasında hak hukuk anlayışı kaybolur. Helal ve haram hatırlanmaz olur. İşler rayına girer ve tıkırında yürümeye başlar. Artık çıkar dürtüsü, tedavi kabul etmez ölümcül hastalık halini alır.
Bu korkunç hastalığın ne kadar yaygın olduğunu, bilmeyen yoktur. Bu olay son seçimlerden sonra daha da yayılarak arttığına her kes şahittir. Bu arada tarafların kıyasiye birbirlerini hırpalamaları işi daha da çıkmaza sürüklediğini göstermektedir.
Suçlananların tutarsızlıkları kokuşmaya yüz tutar. ve karşı savunmaya geçmemeleri vahameti daha da artırmaktadır. Görüldüğü gibi bu korkunç haram, CHP gibi bir partiyi ne hale getirdiğini görmek ibretliktir. Kazandığı birçok belediyede geri dönüşü olmayan bataklığa gömüldü. Hesap veremediler. Çünkü bu milletin paralarını “batan geminin malları” zannettiler. Hak ettikleri ile yetinmediler. Çaldılar, çırptılar, belediyeleri iş yapamaz hale düşürdüler. Rüşvet gayyasına düştüler. Zaten CHP kurulduğu tarihten itibaren nice haramlarla beslenegelmiştir. Bir zaman su işlerinde de Ergün Göknel rüşvet yüzünden çok sıkıntı çekmişti. Mahkemelere hesap verememişti.
Bunlardan sonra gerek merkezî idarede ve gerekse belediyelerde idareyi ele alan AK Partide eski alışkanlıklarını üzerlerinden atamayan bazı “gözü açıklar” rüşvete kılıf giydirip partinin de misyonu zıddına milletin parası üzerine yattılar. Bunun karşısında bazı şer güçlerin projelerini kullanan CHP belediyelerin birçoğunu kazanarak yapacaklarını yaptılar. Bu arada bir kısım belediye başkanı her yerde kendine yer bulmayı becerebildiği için “güvenli liman” gördükleri için AK Partiye geçiş yaptılar. AK Parti aslında gönüllü halk hareketi olarak kurulmuştu.
O günkü gönüllüler mücahit olarak çalıştılar. İktidara gelen partiye özenen müteahhitler mücahitlerin emeği üzerine kondular. Bundan da çok faydalananlar oldu.
Onlar da kul hakkına tecavüz ettiler. Haksız kazanca tamah edip devşirdiler. Güzellik ve gösteriş kriz kasırgasına kapılan bayanların çoğu da harama mübtelâ oldu.
0 nûmüne insan “ayakları altında cennet” olduğu müjdelenen analar, neredeler?!
Ana yerine bunca çıkar devşirmeye değer mi? Esselamu aleykum
İlhan ORAL 12.07.2026