40 senedir kangren olmuş Suriye’deki pkk sorunu bitmek üzere.
Şimdi sıra Irak’taki bölücü terör örgütleri ve pkk’da.
Sonra ise İran’daki pjak adıyla faaliyet gösteren pkk’ya sıra gelecek.
Irak’taki bölücü örgütler:
pkk
Talabani güçleri KYB
Barzani’nin Erbil yönetimi
İran’a bağlı haşdişabi
Saydığım ayrılıkçı oluşumlar içinde Erbil yönetimi büyük ölçüde meşruiyet kazanmış olsa bile, bölücü ve mevcud hakimiyet alanının ötesinde emelleri olan, kendisine geniş dış destek sağlamış bir terör örgütüdür; mutlaka yok edilmesi gerekir.
Irak Harekatlarımız Kolay Olmayacak
Suriye’de yaptıklarımız basite indirgenemez tabii ki, esatgillerin nüfusun yüzde 10’unun hakimiyetine dayalı baskı, şiddet, toplu katliam şeklinde kendi halkına karşı yaptıklarının sona erdirilmesinde Türkiye’nin başarısı yadırganacak, hafife alınacak bir başarı değil.
Bu devletin zalim, katil rejimini yıkmak sadece o rejim güçlerine karşı değil, o yönetime destek veren Rusya ve İran gibi devletlerin de ikna edilmesi, diplomasi ve sahada etkisiz hale getirilmesini gerektiriyordu. Türk dış politikası büyük maharet gösterdi bu noktada da.
Türk ordusu içinde profesyonel olarak yetiştirilen, özel eğitimler verilen Suriyeli kardeşlerimiz, gerek Şam yönetimini devirmekte, gerekse ypg/pyd işgal bölgelerinin hızlı bir şekilde temizlenmesinde etkin rol oynadılar.
Hatay Hayali
Kurulduğu günden beri Hatay üzerinde hak iddia eden, kendilerine ait olduğunu söyleyip Hatay’da bazı yapıları kullanıp, harekete geçirmeye çalışan Suriye eski rejiminin yıkılmasıyla kronik bu sorun da çözülmüş oldu.
Kürtlere Hak Yok ama pkk’ya Destek Var?
Eski rejim Suriye’de yaşayan Kürtlere kimlik dahi vermezken, sınırları içindeki pkk’nın terör yapılanmasını ve Türkiye’ye saldırmasını desteklemişti.
pkk/pyd’nin Suriye topraklarının üçte birini işgal etmesine, petrollerine el koymasına bile ses çıkarmayan eski rejim, Rusya ve İran’ın desteğiyle Müslüman muhaliflerin tepesine varil bombaları, kimyasal silahlarla saldırmıştı.
Suriye Şanlı Bir Başarımız
Diplomatik alanda Rusya ile Tayip Erdoğan’ın şahsi çabaları, Putin ile samimi ilişkisi sonucu Suriye’de Rus askeri gücü ciddi ölçüde etkisizleştirildi.
Burada parantez açarak şunu da ilave edeyim: Sadece Suriye’de değil, Karabağ’ın kurtarılmasında, Libya’daki wagner’in durdurulmasında da Türkiye, Rusya’ya isteklerini kabul ettirdi.
Tabii ki nedenini anlamak için, Putin-Erdoğan yakınlaşmasının öncesine de değinmek gerek:
15 Temmuz darbe girişimi öncesinde abd’nin Rusya’ya yönelik iki operasyonunu (Rusya’yı Karadeniz’de çevreleme ve nato tatbikatına izin vermeme) Türkiye’nin engellediğini ifade etmemiz gerek.
15 Temmuz 2016’ya gelindiğinde Putin, kendisine ve ülkesine düşmanca yaklaşımları engelleyen Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldı.
S 400’ler ile Rusya münasebetinde muhabbeti bir adım daha yukarı çıkaran Erdoğan hem abd ve nato’ya karşı askeri başarı elde etti, hem sınır güvenliğini güvenebileceği ve kullanabileceği bir silahla güçlendirdi.
S 400 üzerinden Türkiye’ye uygulanan abd yaptırımlarına karşı göğüs geren Türkiye bu sayede kendi milli Füze Savunma Sanayii’ni de kurdu ve geliştirdi.
İran’ın Haşdişabi’sine Tokat
İran’ın eli Sünni Müslüman kanına bulaşmış terör yapılanması haşdişabi örgütüne yönelik Suriye’de muazzam başarı elde edildi.
Rus askeri gücünden ziyade daha çok katliam, işkence ve tecavüz yapan Şia terör örgütü haşdişabi’nin Suriye’deki yapılanması ve etkisi Rusya’dan daha eski ve güçlüydü.
Türkiye destekli şimdiki Şara yönetim güçleri, haşdişabi’yi generalleriyle birlikte imha etti.
Irak Harekatları
Suriye’de gerçek büyük zafer elde eden Türkiye’yi Irak’ta da büyük sınav bekliyor.
Ben şahsen içeride birliği muhafaza edersek, vatan haini siyasetçilere, medya mensuplarına ve dernek, vakıf adı altında faaliyet gösteren işbirlikçi bölücülere fırsat vermezsek, mevcud yönetimle, yaniii Tayip Erdoğan, Devlet Bahçeli birlikteliğiyle Irak’ta da ciddi başarı elde edeceğimizi düşünüyorum.
Irak sahasında Rusya’nın olmaması kanaatimce dez avantaj, dengeleri kullanarak manevra yapmak daha kolay olurdu.
Lakin, Türkiye Irak’taki yazımın başında saydığım tüm bölücü oluşumları, örgütleri vuracak; vurmak da zorunda.
Hernekadar bugün içeride asayişi sağlasak da yarın Türkiye’de iktidarın değişmesi halinde çok büyük sıkıntılar çıkacağını hissediyorum.
Dirayetsiz, abd, ingiltere ağzını kullanan bazı muhalefet mensuplarının iktidarı ele geçirmesi halinde, Türkiye’nin dış politikasının 180 derece değişeceği belli.
İran Operasyonu
Türkiye’ye karşı her fırsatta karşı çıkan İran, kendi içindeki pkk (pjak) konusunda yakın tarihte 2 sınav verdi. abd-israil saldırılarında ve devrik hain şah abd uşağı rıza pehlevi’nin veledinin amerikadan yaptığı ayaklanma çağrılarında sokağa dökülen pjak militanlarına yönelik İran’ın da şu an ciddi sıkıntısı var.
Türkiye, İran ile birlikte yada sadece kendimiz İran’ı bilgilendirerek pjak’a operasyonlar düzenliyebiliriz.
israil Mevzuu
Türkiye muhtemel yakın bir gelecekte israil ile savaşmak zorunda kalabilir.
Şu an vatan topraklarımızın Filistin parçasını işgal altında tutan ve kardeşlerimizi şerefsizce hiç bir değer ve yasak tanımadan katleden israil’in, arzı mevud hayali içinde Türkiye topraklarının da olması, bu dini ülkülerinden vazgeçmeyeceklerine göre savaşmamız istemesek de kaçınılmaz hale gelecek.
abd’nin, ingiltere’nin sınırsız desteğine rağmen bu savaşı yapmak zorunda olacağımız gerçeğinden hareketle bundan 20 sene kadar evvel aylık yayınladığım “Çamlıca Vadisi Gazetesi” içinde her ay “abd-Türkiye savaşı” başlığı altında komplo teorimi neşr etmiştim.
Sözün Özü
Suriye’de pkk’nın temizlenmesi bizi kısmen rahatlatmıştır ama bölücü örgüt ve sınır güvenliğimiz tam manasıyla sağlanmamıştır.
İçeride maskeleri altında bölücülük yapanların gerçek yüzlerini ortaya çıkartan MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye teşekkür ederim. Bahçeli’nin bazıları tarafından eleştirilen girişimleri sayesinde Kürt vatandaşlarımız nezdinde de iki yüzlülükleri anlaşılan bölücü kişilerin siyaset yapmaları, seçimlere farklı parti tabelaları altında girmeleri YSK tarafından engellenmeli ve bu hususta gerekli maddeler yasaya konulmalıdır.
İbrahim Tamer 14.02.2026
